Yeme Bozukluğu ve EMDR Terapisi

Ana sayfa » Makaleler » Yeme Bozukluğu ve EMDR Terapisi

Yeme Bozukluğu Tedavisi

Yeme Bozukluğu ve Oluşturduğu Semptomların İyileştirilmesinde EMDR’ın Kullanılması

Genel bir bakımdan bakıldığında yeme bozuklukları, blumia, anoreksiya ve tıka basa yemek beslenme şekli ile ile ilgili bir sorun gibi gözükebilir. Bu hastalıklara gelindiğinde her zaman görünenden daha fazlası vardır.

Söz konusu yeme bozukluğu olduğunda biyolojik faktörler, çevresel stres ve psikolojik bileşenler gibi bir çok neden bu rahatsızlığın gelişiminde rol alır.

Bir çok genç kız ve kadında olan yeme bozukluğu çözümlenmemiş travmanın sonucu olarak gelişir. Yeme davranışının bozukluğu çok nadiren yiyecek ve beslenme ile ilgilidir. Bir çok vaka da yiyecek ile olan yanlış ilişki travmaya olan tepki ya da var olan bir durum karşısında sahip olunamayan kontrol ile gelişir.

Travma ve Yeme Bozukluğu Arasındaki Bağlantı

Travma bir kadının hayatında farklı zaman,  şekillerde oluşabilir ve travmanın kökeni çocukluğa kadar gidebilir. Araştırmalar çocukluk çağı travmasının, yeme bozuklukları psikopatolojisinde temel bir rol oynayan tat ve vücut imgesi algısı gibi beyin süreçlerini düzenleyen beyin yapılarını etkilediğini bulmuştur.

Sadece aşağıdakilerle sınırlı olmayan bazı travma biçimleri;

  • Duygusal taciz.
  • Fiziksel saldırı veya istismar.
  • Cinsel saldırı veya istismar.
  • Ciddi kaza veya hastalık.
  • Ciddi bir kazaya şahitlik.
  • Aile içi/ topluluk şiddeti mağduru olmak ya da buna şahit olmak.
  • Doğal felaket yaşamak.
  • İhmal.
  • Savaş, terör saldırısı.
  • Askeri travma.
  • Travmatik yas veya ayrılık.

Bir çok travma deneyiminde genç bir kız/kadın zor olan duygu yada travmanın oluşturduğu etkilerle baş etmek için var olan deneyimle kişisel bağlantısını kopartıp disosiye olabilir. Ruhsal bir rahatsızlığın gelişimine yatkınlık olan bir kadın için yeme bozukluğu çözümlenmemişim olan travmayla ve oluşturduğu olumsuzluklarla baş etmesinin bir yolu olduğu gibi esas ilgilenilmesi gereken olumsuz deneyim ile olan ilişkisinin sonlanmasına yardımcı olur.

Travma çözülmediğinde ve tedavi edilmediğinde kronik hale gelebilecek fiziksel, duygusal, psikolojik ve zihinsel semptomlarla dönüşebilir. Bu durum bir kadının genel olarak hayat kalitesini düşürür.

EMDR Travmaların Çözümlenmesinde Nasıl Yardımcı Olur?

Neyseki artık travma odaklı terapi teknikleri ile travmanın oluşturduğu acı ve kişi üzerindeki kilitlenmeyi çözüp hayatta devam edebilmesine yardımcı olabilmekte. Bu tekniklerden bir tanesi EMDR Terapisi ( göz hareketleri ile duyarsızlaştıysa ve yeniden işlemlere) , insanların travmatik deneyimler sonucu edindiği duygusal yaraların iyileştirilmesinde yardımcı bir psikoterapi yöntemidir. EMDR özellikle travma terapisi olarak tanınmaktadır, yapılan çalışmalarda bu tekniğin travmatik hatıralara ve diğer olumsuz yaşam deneyimlerine erişebildiğini ve tekrardan işleme sokarak travmayı çözülmediğini göstermektedir. EMDR bedenin ve fiziksel travmanın iyileşmesi gibi zihnin psikolojik travmadan da arınmasına yardımcıdır.

EMDR Enstitüsüne göre bu terapi şekli 3 aşamalı bir protokole dayanmaktadır;

  1. Geçmişte işlevsel olmayan olaylar tekrardan işleme sokulur ve yeni adaptif bilgi ile anlamlı bağ kurulur.
  2. Tehlike, stres uyandırıcı içsel ve dışsal tetikleyiciler belirlenip bunlarla çalışma hedef alınır.
  3. Gelecek senaryosu çalışılarak bireyin gelecek için olumlu becerileri edinmesine yardımcı olunur.

Bir kadının yeme bozukluğu ile olan mücadelesinde EMDR kişinin olumlu tutumuna engel olan ya da travma sonucu bozulmuş düşünce sistemini iyileştirmesinde destekleyicidir. İyileşme ancak travmanın yarattığı zihinsel bloklar kaldırıldığında gerçekleşir. EMDR Terapisinin hedeflerinden birisi de kişinin geçmiş olumsuz deneyimden yola çıkarak doğal bir iyileşme sürecini aktive etmektir.

Sonuçta altta yatan travma çözüldüğünü bireyin yiyecek ile ilişkili negatif davranışı, tutumu ve dürtüsü azalır. Aynı zamanda terapi süreci travmatik zorlukları aşarak başa çıkma yöntemlerin artmasına, iyileşmenin ve yeni bir geleceğe olan adımdır.