Yetişkinlerde Bağlanma Sorunu

Ana sayfa » Makaleler » Yetişkinlerde Bağlanma Sorunu

Bağlanma Teorisi Nedir?

Gelişim psikolojisinin odaklandığı Bağlanma Teorimi spesifik olarak bir bireyin bir başka kişi ile duygusal ve fiziksel olarak bağlanabilme becerisi için gerekli olan güvenlik duygusunu, istikrarı incelediği gibi bireyin kişisel gelişimini, büyümesini de araştırır. İlk bağlanma şekli ise dünyaya yeni gelmiş bir bebeğin bakım veren (anne-baba v.b.) kişi ile kurduğu ilişki ile belirginleşir. Erken dönemde bakım veren ile oluşan bağlanma stili kişinin yaşam boyu karşılaşacağı zorluklar karşısında ne kadar stabil ya da dengeden uzak olacağını belirleyen bir faktördür. Bağlanma şekilleri bir bireyin hayatını birçok açıdan etkiler ama en önemli etki alanlarından birisi yetişkinlik hayatında başkaları ile kurulan ilişkilerdir.

Bağlanmanın işlevlerine bakalım. Bağlanmanın amacı bebeğe güvende olduğu hissinin verilmesidir. Bakım veren kişinin görevi bebeğin duygularını düzenlemesine yardımcı olmak ve verilen duyguyu anlayıp iletişim kurmasına teşvik etmektir.

Çoğu kaynak bağlanma türünü 4’e ayırmaktadır.

  1. Güvenli Bağlanma
  2. Kaçıngan Bağlanma
  3. Kararsız Bağlanma
  4. Karışık Bağlanma

Güvenli Bağlanma:

Güvenli bağlanma ilişkilerdeki sınırın algılanmasına ve benlik hissinin gelişimine yardımcıdır. Bebek iç ve dış dünyayı uyumlu bir şekilde özümsemeyi deneyimler. Stres ve kaygı uyandırıcı durum karşısında güvende hissetmek için bakım veren kişiye gitme ve onu yanında hissetme isteği duyar. Bebeğin başkaları ile bağlantı kurup keşif dünyasına girmesini sağlayan içsel bir iyilik duygusu vardır.

Güvenli bağlanma ana bakım veren kişinin tutarlı, uyumlu ve yeterince iyi olması ile gelişebilen bir ilişki biçimidir.

Bakım verenin kendi duygusal durumunu yönetebilmesi önemlidir; böylece bebek, tekrarlanan sebep ve sonuç deneyimlerinden şunu öğrenebilir: “Eğer ararsam geleceğini biliyorum”, “İhtiyacım olursa biliyorum, ihtiyaçlarım karşılanacak ”,“ Eğer acıkırsam beni beslersin ”.

Bakıcı bebek ile uyumlandığında, bebeğin ihtiyaçlarını hisleri doğrultusunda anlar ve göz teması, ses tonu, temas ile giderir. Bakım verenin duyguları, davranışı ve sözcükleri uyumlu ise bu bebeğe oldukça güvende olduğu hissini verir. Kişinin mükemmel olmasına gerek yoktur “yeterince iyi” olması bebek için yeterlidir.

Kaçıngan Bağlanma

Bu bağlanma türünde bakım veren sürekli olarak duygusal bakımdan değişken, çocuğun ihtiyacına yanıt vermeyen ve red edicidir. Bebek ilişkinin duygusal kısmında eksiklik hisseder. Bebek, çaresizlik, utanç hisleri ile kalır ve duygularını ifade etme becerisinde azalma görülür. Çocuk bakım veren kişinin yakınlığına ve duygusal bağlantısına kendisini kapatarak bu duruma adapte olur.

Bebek hislere kendisini kapatacaktır, kendisine bakabilmek için izole olacaktır ve ileriki dönemde akranları ile birlikteyken öfke patlamaları yaşayabilir.

Kararsız Bağlanma

Kararsız bağlanmada bebek bakım vericinin iletişimini tutarsız, davranışlarını güvensiz algılar. Bebek uyum ve bağlanma için bakım veren kişiye güvenemez. Bakım verene güvenip güvenmeme konusunda yaşadığı ikilemden dolayı bebek kaygı duygusu geliştirir. Bu güvensizliğin yerleşmesi ile bebek ileriki yaşlarında bu duyguyu dünyaya karşı hissetmeye başlayabilir. Dünyanın tehlikeli ve netliği olmayan bir yer algısı ile büyür. Duygusal bakımdan başkalarına yanıt verebilirler ancak stres anlarında kendilerini izole edebilirler. İlerleyen yaşlarda ilişkilerde fazlasıyla bağımlı olup kendi kendilerini sakinleştirmekte güçlük çekerler.

Karışık Bağlanma

Bu bağlanma biçiminde bağlanma ihtiyaçlarının karşılanmadığını, bakım veren kişinin olumsuz davranışlarından dolayı bebekte korku duygusu geliştiği görülür. Ana bakıcının davranışları kaotik, ürkütücü ve ezici gelir bebeğe. Bakım verenin kendisi karışıklığın alarmı haline gelir. Bu durum bebek için karmaşıktır çünkü doğası gereği bağlı olduğu ebeveyni onu stresli anda sakinleştirmesi gerekirken ebeveyn stres kaynağının kendisi olmuştur. Bebek için oldukça kafa karıştırıcıdır. Bu bağlanma türü istismarın olduğu evlerde sık rastlanır.

Bağlanma Problemi

İlişkisel travmaya eksik ilgi gibi güvenilen bir şahıs tarafından ihmal edilmek, fiziksel, bedensen ya da psikolojik şiddete uğramak, sözlü/cinsel istismara  maruz kalmak da dahildir. Depresif, kaygılı, kişilik bozukluğu (şizofreni, borderline, narsist v.b.), bağımlılık problemi olan bozuk aile yapısının içinde büyümek bir çocuğun gelecekte ilişkisel travma adayı olmasını besleyen nedenler arasındadır.

Bağlanma problemi yaşayan yetişkinler genel anlamda kendileri ile ilgili olumlu algı oluşturmada, sağlıklı zihinsel süreçler yürütmede ve bir başka birey ile ilişkide olma ile ilgili olumlu deneyimlemelerden kopuk olur. Bu problemin kökeni bebeklik, küçük yaş dönemi travmalarından gelir. Temel insani ihtiyaç olan korunma hissinin, güvenin eksikliği bağlanma sorunlarına sebebiyet verebilmektedir.

Erken yaşta yaşanan ilişkisel travmalar yetişkinlik hayatına taşındığında psikopatolojik, işlevsel olmayan düşünce, duygu, davranış sergileme şeklinde kendini belli edebilir.

 

 

Yetişkinlerde Bağlanma Sorunu Olmasının Riskleri

Yetişkinlerde bağlanma sorunu hayatın genelinde zayıf uyumlanma olarak gözlemlenir. Aynı zamanda düşük özgüven, kişisel olarak kendini destekleyici bir tutumda olamama, kaliteli bir yaşam sürme becerisinde düşüklük fark edilir. Özellikte ilişkisel travmalar çalışılmadığında.

Bağlanma probleminde en göze çarpan ve riskli olan nokta başkaları ile olan ilişkilerdir. Hayata geldiğimizde ilk kurduğumuz ilişki, bağlantı gelecekteki ilişkiler üzerinde önemli bir rol oynar. Bebek, bakım veren kişi ile sağlıklı bağ kuramadığında ileriki yaş ve yetişkinlik hayatında sosyal, romantik alanda ilişki kurmakta ya da kurulan ilişkiyi korumakta güçlük çeker.

Bağlanma Probleminin İşaretleri

Bu alanda güçlük yaşayan bireylerin kimi zaman başka psikolojik rahatsızlıklar deneyimlediği gözlemlenmiştir. Kaygı bozuklukları, depresyon, disosiyatif kişilik bozukluğu gibi.

Bazı davranışların yanı sıra içsel deneyimler, duygular yetişkinlerde bağlanma problemi olduğunu gösterebilir. Bu belirti ve semptomlar şunları içerir:

  • izole hissetme
  • bağlantı kurmaktan kaçınma
  • romantik ya da başka önemli ilişki biçimlerini oluşturmada/sürdürmede güçlük
  • sevgi gösterememe
  • yoğun ihtiyaca rağmen sevgiyi kabul etmeye ve vermeye direnç
  • kontrol sorunları
  • öfke sorunları
  • dürtüsellik
  • güvensizlik duygusu
  • duyguları tam hissetmede güçlük
  • yalnızlık ve boşluk hissi
  • aidiyetlik duygusunun eksikliği

 

Bağlanma Probleminin Tedavisi

Bu problemin varlığı oldukça yorucu, tüketici ve yalnız hissettirebilir fakat tedavisi mümkün. Ömür boyu bu şekilde yaşamak zorunda değilsiniz. İlişkilerde alınan yaralar yine ilişkilerle iyileşir. Terapi süreci ve terapi odasında kuracağınız yeni ilişki farklı bağlanma stiline geçmenize yardımcı olabilir.

Bağlanma odaklı EMDR Terapisi Laurel Parnell tarafından geliştirilerek geleneksel EMDR Terapisi ile harmanlamıştır. Eşsiz olduğu nokta ise çocuğun ilk yıllarında bakım veren kişinin bağlanma stilinin ve tutumunun çocuğun gelecekte geliştirebileceği semptomlar üzerinde etkili olduğunu kanıtlamasıdır.

Bağlanma Odaklı EMDR Terapi

Travmaya bakış açısında ilişki içinde yaşanan zedelenmeler vardır. İlişkisel travmalar bir bireyin ilişki içinde olduğu kişi ile ilgili yaşadığı zorluklardır.

EMDR ile bağlanma çalışırken kişinin erken yaş dönem travmaları hedef alınır, bu ilişkilerden aldığı yaralarla, bağlanması ile çalışılır. Yeni baş etme becerilerinin güvenli bir ortamda öğrenimi ile danışan bugüne ait duygularını ve kendisini daha etkili bir biçimde sakinleştirmeyi öğrenir,  böylece hem kendisine hem de dünyaya bakış açısında daha sağlıklı varsayımlarda bulunur.

Çalışmada hedef alınan travmalar kimi zaman doğum komplikasyonları kimi zaman var olan istismarı duyarsızlaştırmak olurken kimi zaman eksik kalan ilgi, sevgi, korunma gibi temel ihtiyaçları gidermek olabilir. Kısacası olmaması gereken travma temizlenir ve olması gereken olumlu ihtiyaçlar telafi edilir. Bir bakıma sinir sistemi yeniden bir düzenlemeye tabii tutulur.

Baş etme becerisi güçlenen, olumsuz geçmiş deneyimlerinden arınan birey iyileşme yolculuğunda hem kendisi ile hem de dış dünya ile yeni bir ilişki kurmaya başlar.