“AŞK” da Sürdürülebilir Arzu

Makaleler

“AŞK” DA SÜRDÜRÜLEBİLİR ARZU

 

Çiftlerle çalışırken en sık karşılaştığım problemlerden biri , partnerlerin zaman içine birbirlerine eskisi kadar arzu duymamaları oluyor. Burada  “arzu” , cinsel arzuyu,paylaşım arzusunu,ilişkiye yenilik katma arzusunu,aşkın doğal evrelerini kabul etme arzusunu kapsar.  Aşık olabiliriz ama ilk günkü gibi aşık kalmak mümkün müdür?

İnsan talepkar ve ürettiğinden daha fazla  tüketen bir varlık.

Günümüz toplumunda her anlamda çok fazla uyaranla karşı karşıya kaldığımızda , daha fazla mutlu olma ihtimalleri adım başı bizi yokladığında, aşklar ve ilişkiler de hızlıca tüketilebiliyor.Bireysellik hızla yükselirken,eskiden sosyal çevrelerin katkıda bulunduğu ihtiyaçlarımızı artık toptan tek bir kişide aramaya çalışıyoruz. Aşık olacağımız “o kişi” de…

Aşk , zihinsel, duygusal, duyusal  ve fiziksel, anlamda müthiş bir deneyim..

Her birimiz , hayatımızda aşk istiyoruz. . Aşkın ilk evrelerinde , aşkımıza karşılık bulma, beğenilme ,arzulanma,biricik olma ,sevgiliyi  keşfetme süreci  beyinde dopamin ve endorfin maddesini arttırır.Her ikisi de  beynimizde haz alma mekanizmasından sorumlu maddeler.Bu yüzden aşık olduğumuzda gün daha aydınlık, hayat daha güzel görünür.

Aşık olmak, sevgiliyi her anlamda arzulamaktır. Onu her an görmeyi, yanında olmayı, konuşmayı,dokunmayı,sevişmeyi,daha samimi olmayı, keşfetmeyi, sahip olmayı arzularsın..Arzuladıkça, aşk coşkuludur.

Arzu ve aşk arasındaki bağlantı nedir ? Nasıl bir ilişki içindeler ve nasıl ters düşerler?

Aşk sevgiliyle  ilgili her şeyi bilmekten hoşlanır; arzu gizem ister. Aşk, aradaki mesafeyi küçültmeyi sever, arzu ise heyecana ihtiyaç duyar.Aşk sahip olmakla ilgilidir; arzu istemekle ilgilidir.

Fakat ilişkilerde sık görülen durum; çiftler sevginin konforuna yerleştikçe, arzunun alevinin közleniyor olmasından sıkıntı duyarlar. Ateşin havaya ihtiyacı olduğunu unuturlar. Aşk konforlu sevginin hakim oldğu bir  ilişkiye dönüşmeye başladığında , arzuladığımıza artık sahip olduğumuzu hissettiğimizde , aşık zihnimizin yüceleştirdiği sevgili ile  varolan sevgili  arasındaki farklar belirdiğinde , ilişkiler sorgulanmaya başlar. Artık eskisi kadar beni  heyecanlandırmıyor….Onu eskisi kadar arzuluyor muyum ?  Eskisi kadar değer gördüğümü hissedemiyorum…Artık bana özenli davranmıyor..Eksilerinin artılarından daha fazla olduğunu görüyorum..  Eskisi kadar sevişmiyoruz….Artık aşık değil miyim ?

Aşk ,konforlu sevgiye geçiş yaparken , bazı çiftler  heyecan bittiğinde aşkın da bittiğini düşünmeden edemezler. Bazı çiftler konforlu sevgi ile ilişkiye devam ederlerken arzunun varlığına özlem duyarlar.

 

Zaten sahip olduğumuzu ne kadar arzulayabiliriz?

Eskiden “ölüm bizi ayırana dek” olan ilişkiler günümüzde “aşkımız bitene kadar”a geçiş yapmıştır.

 

Günümüzün romantik  ilişkilerinde  çiftler birbirlerinden neler bekliyor ?

Bana aşk ver, tutku ver, coşku ile arzula, aynı zamanda  en iyi arkadaşım ol, gizem ve keşfetme duygusunu yaşat fakat diğer taraftan sana sonsuz güvenebilmeliyim,beni şaşırt, bana yenilik ver,ama aşina ve tahmin edilebilir de ol, beni sahiplen ,arada bir kıskan ama bana kendi yaşam alanımı da bırak, birbirimize sahip olalım,tümüyle ait hissedelim ama aynı zamanda birbirimize tutkuyla arzu duyalım. Bana kalıcılık ve  istikrar sağla ama birbirimize heyecan duymaya devam edelim. Hayatın  tüm zorluklarına birlikte göğüs gerelim ama aramızdaki erotizm ilk günkü gibi devam etsin.Senden tüm beklentilerimi ,isteklerimi karşıla ama kendine ait hayranlık uyandıran  bir duruşun  da olsun.Beni olduğum gibi kabul et ve sev ama benim isteklerim doğrultusunda değişebil..

Güven ve arzu,  nasıl da çatışıyorlar…

Beklentilerimiz her şeyi kapsıyor.  Tek bir insanın dengede taşıması zor bir yük.

Günümüzün aşk tanımı   “Sen Benim Herşeyim Olmalısın”

Bu geniş beklentileri karşılamaya çalışırken kendi varlığımızı da  kaybetmeden başka birinin bu ihtiyaçlarını nasıl karşılayabiliriz?

Daha gerçekçi beklentilere sahip olmaya çalışırken ,ihtiyaçlarımızı da ihmal etmeden,ilişkimizde nasıl mutlu olabilir ve dengeleri sağlayabiliriz ?

Sağlıklı ve sürdürülebilir aşkın temelini tutan iki ayağı bulunur: Teslim olma ve Özerklik.

Beraberlik ihtiyacımız, ayrılık ihtiyacımızın yanında bulunur. Biri ,diğeri olmadan olmaz. Çok fazla özerk olursak güven bağı kuramayız. Çok fazla teslim olursak arzulanamayız.. Sahip olma ve arzulama dengesi  aşkı taze tutar. Çiftler konforlu sevginin sağladığı rahatlığa kavuşunca ,arzunun ateşini körüklemekten vazgeçerler. İlişki artık heyecansızdır,bilinirdir, rutine binmiştir.Arzu bittiğinde erotizm biter. Aşk ve arzu hoşgörü sağlarken, rutin tahammülsüzlüğü beraberinde getirebilir.  Aşkın bittiğini düşünen bazı  çiftler ayrılır ve farklı bir insanda benzer süreçleri baştan yaşamaya doğru yol alırlar. Diğer çiftler konfor alanında kalır ama yeteri kadar mutlu olamadıklarını düşünürler.Acaba bir yerlerde onlar için bitmeyen coşkulu bir aşk yaşayabilecekleri “o kişi” var mıdır?

İlişkide aşkın evreleri , kendi ile barışık, tüm ihtiyaçlarının sorumluluğunu karşı tarafa yüklemeyen , bağlı ve aynı zamanda özerk olabilen  ilişkiye heyecan katmasını bilen kişilerin kaygı yaşamadan doğallıkla ilerleyebildikleri bir süreçtir. Zaten o  bildiğimiz kişiye her seferinde farklı açıdan bakabilmek ve ona  arzu duyabilmek için kendi değişimimiz ile birlikte onun değişimine kucak açmamız önemlidir.

Canlı ve doyurucu bir ilişki sürdürenler,farklılıklarını avantaja çevirirler.Birbirlerine özgürlük tanırlar. Yakındırlar ancak samimi bir mesafeye sahiptirler. Kendilerini nasıl yenileyeceklerini bilir, ilişkiyi enerjik tutarlar.Bu noktada hem güven ve bağlılık hem de yenilik ve keşfetme sürecini dengede durabilir.

Arzu keşfetme isteğidir. Partnerimizin bizde keşefedecekleri ,bizim kendi gelişimimiz ve keşiflerimiz ile ilgili.Kendimizdeki yenilikler, ilişkiye yenilik katar.Arzu sürdürebilir kılınır.

Gerçek keşif, yeni partnerler bulmakla değil, önce kendimize sonra sevgilimize yeni gözlerle bakmakla ilgilidir.

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun….

Uzm.Psikolog & Cinsel Terapist Şölen İNCE

 

Yorum Ekle

13 − eleven =